ÇEVRE DOSTU SİNEMA, Film Festivali

Medya ve Kültürel Üretimde İklim Dezenformasyonu

Yazan: Hülya Mısır

16

İklim krizi sadece çevresel bir sorun değil aynı zamanda bilgi krizinin bir parçasıdır. Bilgi kirliliğinin yaygın formları arasında yer alan propaganda ve dezenformasyon, iklim değişikliğiyle mücadele gündemiyle doğrudan ilişkilidir. 

Rusça dezinformatsiya kelimesinden türeyen ve Soğuk Savaş döneminde batı dillerine girmiş olan dezenformasyon kavramı, kâr, siyasi ya da ideolojik amaçlarla aldatmak üzere üretilen ve kasıtlı olarak yayılan yanlış ve yanıltıcı bilgileri ifade eder. Sovyetler Birliği, dezenformasyonu “aktif önlemler”adı verilen daha geniş bir doktrinin parçası hâline getirmiş; bu yaklaşım modern etki ajanlığı faaliyetlerinin temelini oluşturmuştur [1]. Bilgi savaşlarının bir aracı olarak kullanılan dezenformasyon, Dünya Ekonomi Forumu’nun Küresel Risk Raporu 2024’te kısa vadede en büyük küresel kriz olarak listelenirken, küresel ısınma ve iklim değişikliği ikinci sırada yer almıştır [2]. Peki, bu iki krizin aynı zeminde buluşmasının küresel etkisi nedir?

Bu soru, 12 Kasım 2025 tarihinde Brezilya’da gerçekleşen COP30 İklim Değişikliği Konusunda Bilgi Bütünlüğü Küresel Girişiminde tüm ülkelerin gündemi olmuştur [3, 4]. COP30’a katılan ülkeler, bilgi bütünlüğünü önceleyen tarihi bir bildiriye imza atarak etkili iklim eyleminin temeli olarak bilimsel temelli bilgiyi korumaya yönelik küresel kararlılığa vurgu yapmıştır [5]. Bu bildiride, iklim dezenformasyonunun yalnızca iklim değişikliğini inkâr etmekle sınırlı kalmadığı; aynı zamanda bilimsel uzlaşıyı sorgulayan, çözüm önerilerini itibarsızlaştıran ve araştırmacılar ile gazetecileri hedef alan daha geniş bir etki alanına sahip olduğu ifade edilmiştir. Bildiri, dezenformasyonun politika yapıcıların algılarını yönlendirmek için stratejik bir araç olarak kullanılabildiğine de dikkat çekmektedir. Tüm bu gelişmeler, iklim krizinin yalnızca fiziksel bir çevre sorunu değil, aynı zamanda bir anlatı ve temsil meselesi olduğunu da ortaya koymaktadır.

İklim bilgi bütünlüğü neden önemli?

Doğal afetler, savaşlar veya insani krizler sırasında dezenformasyon yayıldığında, bu sadece kafa karışıklığına yol açmakla kalmaz. İnsanların en savunmasız olduğu durumlarda korku zemini oluşturur, travmayı derinleştirir, bilgi ekosisteminin bütünlüğünü tehdit eder ve kurumlara olan güveni sarsar.  Bu anlamda dezenformasyon yalnızca bilgi kirliliği değildir. 

İklim dezenformasyonu, iklim ve sürdürülebilirlik çabalarını doğrudan etkileyen bir tehdittir. Örneğin, Uluslararası Bilgi Ortamı Paneli (IPIE) tarafından hazırlanan raporda, iklim çözümlerini itibarsızlaştırmaya yönelik söylemlerin arttığına dikkat çekilmektedir [6]. Örneğin, İspanya’da Vox partisinin söylemlerinde, yenilenebilir enerji politikaları çoğu zaman güvenilirlik ve süreklilik açısından eleştirilirken, iklim eylemleri ekonomik maliyetler ve istihdam kaybı üzerinden “ekonomiyi çöküşe sürükleyen bir geçiş” olarak çerçevelenmekte, ülkenin küresel emisyonlar içindeki payının düşüklüğü vurgulanarak bu politikaların önceliği tartışmaya açılmaktadır [7]. Bu tür söylemler, iklim inkârcılığından ziyade, iklim çözümlerini hedef alan yeni bir şüphecilik biçiminin öne çıktığını göstermektedir. İklim değişikliğini bütünüyle reddeden inkârcılığın aksine, bu yaklaşım iklim değişikliğini kabul etmekte; ancak etkilerini küçümsemekte ve çözüm politikalarının uygulanabilirliği ve maliyetleri konusunda kuşku üretmektedir. 

Bu dönüşüm, yalnızca söylem düzeyinde kalmaz, aynı zamanda belirli aktörler tarafından sistematik biçimde üretilen bir bilgi ortamının sonucudur. Gerçekler, Yalanlar ve İklim Bilimi raporu ise iklim krizine ilişkin bilgi kirliliği döngüsünde başlıca aktörlerin; sorumluluklarını görünmez kılmaya çalışan fosil yakıt ve ilişkili endüstriler, iklim politikalarına şüpheyle yaklaşan sağ popülist hareketler ile politika üretim süreçlerinde etkili olan siyasi ve ekonomik aktörlerin oluşturduğu ittifaklar olduğunu ortaya koyar [8]. Bu aktörler, politika yapıcıları, muhafazakâr düşünce kuruluşları, sanayi lobileri gibi paydaşları hedef alırken bilgi bütünlüğünü zedelemekle kalmaz insanların iklim bilimine olan güvenini de sarsar. Komplo teorileri ve propagandalar ile bireysel ve kurumsal güvensizliği derinleştirir, hayal kırıklığını ve çaresizlik duygusunu aşılar.  Bu durumda vatandaşlar, sadece sürdürülebilir bir gelecek yaratmak için çalışan kurumlara değil, aynı zamanda değişime anlamlı bir katkı sağlayabilecek kendi yeteneklerine de şüpheyle yaklaşmaya başlar. Bu durum iklim değişikliği gibi, yanlış bilginin de uzun vadeli etkilerini açıkça ortaya koyar. 

Bu anlatılar yalnızca kasıtlı iklim dezenformasyonu biçiminde ortaya çıkmaz; yanlış ya da çarpıtılmış bilgiyle de yayılır. Sosyal medya ve dijital platformların etkisiyle, bağlamından koparılmış gerçek bilgiler (malinformation) ya da yanlış bilgiler (misinformation) de hızla dolaşıma girebilir. Türkiye’de TBMM gündemine gelen İklim Kanunu teklifi etrafında ortaya çıkan tartışmalar bu duruma somut bir örnek sunmaktadır [9]. Söz konusu süreçte, karbon ayak izi kavramının bireysel özgürlükleri kısıtlayacağı ya da emisyon ticaret sistemi kapsamında vatandaşlardan doğrudan vergi alınacağı yönündeki iddialar yaygınlaşmıştır. Bu söylemler bir yandan gerçekte var olan kavramları bağlamından kopararak yeniden çerçevelendirirken, diğer yandan kanun metninde yer almayan düzenlemeleri varmış gibi sunarak yanlış bilgi üretimine sebep olur. Bu iki tür bilgi kirliliği arasındaki temel fark “niyet” ile açıklanır; zira manipülasyon amacı olmaksızın da yanlış bilgi yayılabilmektedir. Bu tür içeriklerin yayılımı, yalnızca bilgi eksikliğinden değil, aynı zamanda karmaşık politika araçlarının sadeleştirilerek yeniden anlatılmasından da beslenmektedir. Ancak her iki durumda da ortaya çıkan iklim bilgi bütünlüğü sorunu, iklim politikalarına yönelik güveni zayıflatmakta ve iklim eylemlerinin gecikmesine yol açmaktadır.

Bunun yanında kültürel üretim alanından da bir örnek vermek gerekir. Bu noktada sürdürülebilirlik ve yaratıcı endüstriler bağlamına bakıldığında dezenformasyon farklı bir boyut kazanır. Burada iki önemli kavrama yakından bakabiliriz: yeşil aklama  (greenwashing) ve yeşil sessizlik (greenhushing). Yeşil aklama ve yeşil sessizlik, iklim bilgi bütünlüğü tartışmasını yalnızca “yanlış bilgi” meselesinin ötesine taşıyarak bilginin nasıl seçildiği, çerçevelendiği ve görünür kılındığı sorularını da gündeme getirir. 

Film, reklam ve popüler medya anlatılarında sürdürülebilirlik temalarının çoğu zaman estetik ve duygusal olarak güçlendirilmiş ama parçalı biçimde sunulması, izleyicinin gerçeği bütünlüklü değerlendirme kapasitesini sınırlar. Bu bağlamda sorun, yalnızca hatalı içeriklerin dolaşıma girmesi değil; aynı zamanda belirli gerçeklerin öne çıkarılırken diğerlerinin sistematik biçimde geri planda bırakılmasıdır. 

Böylece yaratıcı anlatılar, iklim krizine dair farkındalık üretme potansiyeli taşıdığı kadar, eksiltilmiş veya stratejik olarak kurgulanmış temsiller aracılığıyla güven ve anlam üretim süreçlerini de kırılgan hâle getirebilir. Bu hem izleyici güvenini sarsar hem de sektörün gerçekten sürdürülebilir uygulamalar geliştirmesini zorlaştırır.

Kültürel üretim ekseninde iklim bilgi bütünlüğü

COP30 kapsamında açıklanan bildiride hükümetler ve uluslararası kuruluşlar, iklim konularında bilgi bütünlüğünü destekleyen araştırmaları finanse etme, gazetecileri ve bilim insanlarını ve onların ifade özgürlüğünü koruma ve özellikle dijital platformlarda hızla yayılan yanlış bilgilere karşı ortak mücadele yürütme taahhüdünde bulunmuştur. 

İklim dezenformasyonu tartışmalarının çözümünü yalnızca bilimsel çalışma, politika bildirileri veya medya takibi değil, kültürel üretim ve yaratıcı anlatılar ekseninde de görmek gerekiyor. Bu noktada görsel medya ve film üretimi, doğru bilginin yaygınlaştırılması kadar, yanıltıcı anlatıların yeniden üretilmemesi açısından da kritik bir rol üstlenmektedir.

Örneğin, Hollywood Climate Summit gibi oluşumlar, film ve TV sektörünü iklim krizine dair doğru, etkileyici ve çözüm odaklı  hikâyeleri ana akım anlatılara taşıma yönünde somut adımlar atıyor [10]. Bu platformlar iklim temalı senaryo fikirlerinin doğrudan yapımcı ve stüdyolarla buluştuğu etkinlikler (Writing Climate: Pitchfest for TV & Film) düzenleyerek, iklim krizini basmakalıp felaket anlatılarının ötesinde, umut, dayanışma ve çözüm üzerinden kurgulayan hikâyelerin geliştirilmesini teşvik ediyor. Böylece, bilgi bütünlüğü yalnızca gerçekleri aktarmakla değil, aynı zamanda bu gerçeklerin anlaşılır, insanî ve izleyiciyle bağ kurar biçimde sunulmasıyla güçleniyor.

Benzer bir şekilde, Climate Fiction Writers League gibi yazar birlikleri, iklim temalı kurgu yazarlığını bir toplumsal etki aracı olarak konumlandırıyor [11]. Bu sayede, bilimsel gerçeklerle yaratıcı anlatılar birleştirilerek iklim krizini bireysel ve toplumsal düzeyde hissettiren, empati ve eylem üreten metinler ortaya konuluyor. Sadece felaket senaryolarını anlatmakla kalmayıp, çözüm yollarını, insan hikâyelerini ve alternatif gelecekleri kurgu içinde düşünür hâle getiriyorlar. Bu tür çalışmalar, iklim iletişiminin sadece bilgi aktarmak değil, aynı zamanda toplumsal duygusal haritalar yaratmak olduğunu gösteriyor.

Bu örneklerde görüldüğü üzere, bilgi bütünlüğü meselesi, bilginin kaynağından izleyicisinin kalbine ulaşana kadar geçtiği tüm yaratıcı, kültürel ve akademik filtreleri kapsıyor. Film ve medya sektörü, iklimle ilgili yanlış anlatıların yerini daha zengin, duyarlı ve eylem odaklı hikâyelere bırakmasına yardımcı olabilir, böylece dezenformasyonun yarattığı güvensizlik yalnızca bilimsel doğrulukla değil, aynı zamanda insani bağlam ve kültürel anlamla da giderilebilir.

Kaynaklar

[1]. Rid, T. (2020). Active measures: The secret history of disinformation and political warfare. Farrar, Straus and Giroux.

[2]. https://www3.weforum.org/docs/WEF_The_Global_Risks_Report_2024.pdf

[3]. https://unfccc.int/news/countries-seal-landmark-declaration-at-cop30-marking-first-time-information-integrity-is-prioritized

[4]. https://unfccc.int/sites/default/files/resource/COP30%20Action%20Agenda_Outcomes%20Report_December_2025.pdf

[5]. https://www.unesco.org/en/information-integrity-climate-change 

[6]. International Panel on the Information Environment [E. Elbeyi, K. Bruhn Jensen, M. Aronczyk, J. Asuka, G. Ceylan, J. Cook, G. Erdelyi, H. Ford, C. Milani, E. Mustafaraj, F. Ogenga, S. Yadin, P. N. Howard, S. Valenzuela (eds.)], “Information Integrity about Climate Science: A Systematic Review,” Zurich, Switzerland: IPIE, 2025. Synthesis Report, SR2025.1.https://www.ipie.info/research/sr2025-1 

[7]. Hanson, J. (2024). Looking beyond climate contrarianism: Nationalism and the reterritorialization of climate discourse in Spain’s Vox party. Nordia Geographical Publications53(1), 39-61. https://doi.org/10.30671/nordia.121511

[8]. International Panel on the Information Environment [E. Elbeyi, K. Bruhn Jensen, M. Aronczyk, J. Asuka, G. Ceylan, J. Cook, G. Erdelyi, H. Ford, C. Milani, E. Mustafaraj, F. Ogenga, S. Yadin, P. N. Howard, S. Valenzuela (eds.)], “Facts, Fakes, and Climate Science: Recommendations for Improving Information Integrity about Climate Issues” Zurich, Switzerland: IPIE, 2025. SFP2025.2. https://www.ipie.info/research/sfp2025-2 

 [9]. https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/tbmmde-gorusulmekte-olan-iklim-kanun-teklifi-hakkinda-aciklama 

[10]. https://www.hollywoodclimatesummit.com/about 

[11]. https://climate-fiction.org/